Genç Bir Galericiden Notlar.

Sanat dünyası, dışarıdan bakıldığında diğer bir çok iş alanına göre oldukça rahat, kuralsız ve kolay fethedilebilir görülebilir. Sanatçıların kendine has ve bir kalıba sığmayan dünyalarına eşlik ediyor olmak, sanat kurumlarının ya da galerilerin de bu şekilde hareket edebileceği yanılsamasını doğuruyor. Çoğu zaman göz ardı edilen nokta, sanat dünyasının heyecan verici dinamiğinin yanı sıra bu kurumların da birer iş yeri olması. Alışılagelenden uzak olsalar da sanat galerilerinin de iş planları, finans raporları, sözleşmeler, hukuki zorunluluklar, insan kaynakları, müşteri ilişkileri, pazarlama ve iletişim… gibi büyük departmanlara dönüşmeyen ve görece küçük bir ekip tarafından yürütülen sorumlulukları var.

Sanat dünyasında çalışmak, o dünyaya dair her şeyden beslenmeyi ve kendini sürekli geliştirmeyi gerekli, hatta zorunda kılıyor. Başka bir çok sektörden farklı olarak kazandırdığı tecrübeyle entelektüel bir gelişimi de destekliyor. Aynı anda birden fazla alanda bilgi ve birikim edinmeyi neredeyse bir zorunluluk haline getiren sanat dünyası, içinde sahih bir merak taşıyan herkesi, bu konuda eğitiyor ve yönlendiriyor. Sanat dünyasına, daha da ötesinde sanatçıların dünyasına adım atabilmek ve o sınırsız alanı bütünlüklü bir anlatımla sunabilmek, bir galericinin en önemli ödevi. Bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirebilmek için sanat tarihinin yanı sıra psikoloji, felsefe, tarih, plastik sanatlar, sosyoloji, ekonomi ve antropoloji gibi zihin dünyasının kıyılarında sürekli bir yolculuk gerekiyor. Bütün bu alanların birbirine olan temaslarını yakalayabilmek için en büyük itici güç, merak.

Galerinin varoluş sebebi, sanat eseri ve dolasıyla onu yaratan sanatçıdır. Bir sanatçının düşünce, yaratma ve üretme süreçlerine şahit olurken varılan farkındalıklar, galeri ekibindeki herkesi sadece beslemekle kalmıyor, nitelikli sohbetler oluşturuyor ve eğitici ortamlar yaratıyor. Her sanatçı, başka bir dünyanın kapısını aralıyor; sonsuz sorular ortaya çıkıyor. Oldukça üretken ve
değerli bu alışveriş, sanat sektörünü diğer bir çok iş alanından ayıran en temel fark.

Sanat alanını bilinçli olarak seçen genç bir galerici olarak, bu alanın bana en büyük katkısının entelektüel gelişme olduğunu düşünüyorum. İnsanın zihinsel açlığını, bilginin sonsuz bir derinlikle kucaklayacağını bilmek, benim için en büyük ferahlık. Bu bakımdan bir sanat galerisi, içinde barındırdığı her üyeye, sanatçılara, çalışanlarına, ziyaretçilerine tahmininin üzerinde olanaklar sağlıyor. Sadece tek taraflı olmayan bu bilgi ve birikim aktarımı, böylelikle galeriyi sadece duvarlarında eser gösterilen bir yapı olmaktan çıkartıp, entelektüel diyalogların yer bulabileceği ve nefes alabileceği mekânlar haline geliyor.

Selin Akın
Selin Akın